Marmara Bölgesi Özet

2976
Marmara Bölgesi'nin bölümleri Marmara Bölgesi'nin yerşekilleri Marmara Bölgesi'nde iklim…

Türkiye'de Mesken Tipleri

20106
Mesken, en küçük yerleşim birimidir. Kır yerleşmelerindeki evlerin yapısında genellikle…

Türkiye'de İklimi Etkileyen…

5922
Matematik Konumun Türkiye İklimine Etkileri Türkiye, Kuzey Yarım Küre'nin Ilıman İklim…

Birleşmiş Milletler

12756
II. Dünya Savaşı'ndan sonra ortaya çıkan olumsuz havayı dağıtmak dünya barışının,…


Demokrasi; halkın doğrudan ya da temsilcileri aracılığıyla kendi kendini yönetmesidir.

a) Demokrasinin Doğması ve Gelişmesinde Rol Oynayan Etmenler:

—Ekonomik nedenler
—Kitle iletişim araçlarının gelişmesi
—Düşünce akımlarının yaygınlaşması
—Demografik nedenler (nüfus)

b) Çoğunlukçu ve Çoğulcu Demokrasi Anlayışı

Köklerini Rousseau'nun genel irade görüşünden alan çoğunlukçu demokrasi anlayışı, çoğunluk iradesinin daima kamu iyiliğine yöneldiği, çünkü çoğunluğun çıkarlarıyla toplumun genel çıkarlarının hiçbir zaman çatışamayacağı noktasından hareket eder. Buna karşılık çoğulcu demokrasi anlayışı, demokrasiyi mutlak ve sınırsız bir çoğunluk yönetimi olarak kabul etmez. Demokrasi, elbette çoğunluğun yönetimi ilkesine dayanmakla beraber, bunu azınlığın temel haklarıyla da bağdaştıran bir rejimdir. Çoğulcu demokrasi; Siyasal iktidarın çeşitli odaklar arasında bölüşülmesini, paylaşılmasını ve böylelikle dengelenmesini öngören demokrasi anlayışıdır.

c) Uygulama Şekillerine Göre Demokrasi

1) Doğrudan Demokrasi: Halkın egemenliği bizzat ve doğrudan doğruya kullanmasıdır. Halkın tümü belirli zamanlarda toplanarak devlet işlerini görüşüp kabul eder. Yasa yapma yetkisi de halka aittir. Uygulanması zor bir sistemdir. İlk çağda eski Yunan şehir devletlerinde uygulanmıştır. Günümüzde İsviçre kantonlarında ve ABD'nin bazı eyaletlerinde halk meclisleri doğrudan doğruya yönetimle ilgili konularda karar verebilmektedir.

2) Yarı Doğrudan Demokrasi: Egemenliğin kullanımı halk ile temsilciler arasında paylaştırılmıştır. Yöneticileri halk seçer. Seçilen yöneticilerin yetkileri sınırlıdır kendi başlarına karar veremezler. Alınan kararlar, hazırlanan yasalar, halkın oyuna sunulur.

Yarı doğrudan demokrasinin araçları:

Referandum: Parlamento tarafından kabul edilen veya edilecek olan kanun metninin halkın onayına sunulması-dır. Anayasa değişikliklerinin halkoyuna sunulması buna bir örnektir.

Halkın Vetosu: Referandum yapılması için halkın girişimde bulunmasıdır.

Halk Teşebbüsü: Halktan kişilerin yasa teklifinde bulunmasıdır.

Temsilcilerin Azledilmesi: Halkın performansından memnun olmadığı temsilcileri görevden alabilmesidir.

3) Temsili Demokrasi: Günümüzde uygulanan demokrasi şeklidir. Türkiye Cumhuriyeti'nde de temsili demokrasi yöntemi uygulanır. Halk egemenliğini kendi seçtiği temsilciler aracılığıyla kullanır. Halk muhtarını, belediye başkanını, milletvekilini kendisi seçimle belirler. Yönetim Anayasaya ve kanunlara uygun olarak gerçekleştirilir. Çalışmaları halk tarafından başarılı görülenler yeniden seçilme şansına sahiptirler.

Temsili demokrasinin kontrol mekanizmaları:

—Meclisin feshi
—Temsilcilerin azli müessesesi
—Danışma referandumu
—Dilekçe hakkı
—Politik grev

d) Demokrasi Unsurları

1) Eşitlik: Demokraside tüm yurttaşlar yasalar karşısında eşit haklara sahiptir. Hiçbir kişi, zümre ya da grup ayrıcalık ya da üstünlük sahibi değildir.

2) Halk Egemenliği: Demokraside yönetenler halkın seçimiyle iş başına gelirler ve gerekirse halk tarafından görevlerinden uzaklaştırılabilirler.

3) Özgürlük: Demokrasi bireyin yasaların kendisine tanıdığı hakları özgürce kullanabilmesini güvence altına alır. Özgürlüklere; çalışma özgülüğü, haberleşme özgürlüğü, seçme ve seçilme özgürlüğü, haberleşme özgürlüğü, basın özgürlüğü vb. örnek olarak verilebilir.

4) Güçler Ayrılığı İlkesi: Demokraside yasama, yürütme ve yargı güçleri birbirinden bağımsız organlarca kullanılır. Yasama görevi meclise (parlamentoya), yürütme görevi hükümete, yargı görevi bağımsız mahkemelere aittir.

5) Siyasal Partiler: Ülke sorunları karşısında aynı düşüncede olan kişilerin yönetime gelmek amacıyla kurdukları siyasal örgütlenmelerdir. Demokraside çok seslilik esastır. Farklı görüş ve düşünceleri yansıtan, çok partili siyasal hayata olanak tanıyan siyasal partiler demokrasinin vazgeçilmez unsurlarıdır. Yatay nitelikli siyasal partiler, programlarında yalnızca bir sosyal sınıfın çıkarlarını yansıtır. Örneğin, İşçi Partisi... Dikey nitelikli siyasal partiler, programlarında tüm sosyal sınıfların çıkarlarını yansıtır.

6) Baskı Grupları: Belirli çıkar grupları etrafında birle-şen insanların siyasal kurumları veya hükümeti etkilemek için örgütlenmeleri baskı gruplarını doğurur. Sendikalar, kooperatifler, dernekler, odalar, birlikler baskı gruplarına örnek olarak gösterilebilir.

7) Parlamento: Demokratik devletlerde yasama yetkisini parlamento kullanır. Parlamentonun ana görevi; toplumun yeni gereksinimlerini karşılayacak yasaları yapmak ve var olan yasaları değiştirmek, işlevi sona ermiş yasaları kaldırmaktır.

8) Seçim: Seçimler ve halkoylaması; serbest oy, eşit oy, gizli oy, genel oy, tek dereceli seçim, açık sayım ve döküm esaslarına göre yargının yönetim ve denetimi altında yapılır. Seçim sistemleri, oyların değerlendiriliş şekli, başka bir deyimle oyların sandalyelere dönüştürülmesinde kullanılan yöntem açısından, çoğunluk sistemi ve nisbi temsil sistemi olarak iki ana gruba ayrılır. Çoğunluk sisteminin de, basit (tek turlu) çoğunluk ve mutlak (iki turlu) çoğunluk sistemleri olmak üzere iki çeşidi vardır. Tek turlu basit çoğunluk sisteminde, bir seçim çevresinde nisbî olarak en çok oy alan parti, o çevrenin bütün milletvekillerini kazanmış olur. Meselâ 10 milletvekilliği çıkaran bir seçim çevresinde A partisi yüzde 40, B partisi yüzde 35, C partisi yüzde 25 oy almış olsalar, 10 milletvekilliğinin tümünü A partisi kazanır. Memleketimizde listeli tek-turlu basit çoğunluk sisteminin uygulandığı 1946–1960 döneminde seçimler, parlâmentoda bir parti lehine ezici çoğunluklar yaratmış, muhalefetin yeterince temsiline imkân vermemiştir. Çoğunluk usulünün ikinci şekli, mutlak veya iki-turlu çoğunluk sistemidir. Bu sistemde bir parti, ilk turda bir seçim çevresinde oyların mutlak çoğunluğunu (yarıdan bir fazlasını) elde edebilirse, o seçim çevresinde seçimi kazanmış olur ve ikinci tura gerek kalmaz. Buna karşılık ilk turda hiçbir parti mutlak çoğunluğu sağlayamamışsa, belli bir süre sonra söz konusu seçim çevrelerinde ikinci bir tur yapılır. Bu tura ya ilk turda en çok oy almış olan iki partiden başka partiler katılamaz veya ikinci turda mutlak çoğunluk aranmayarak oyların en çoğunu elde eden parti seçimi kazanmış sayılır. Oyların değerlendiriliş şekli bakımından çoğunluk usulünün karşıtı, nisbi temsil sistemidir. Nisbi temsilin dayandığı ana fikir, her partinin aldığı oy oranında milletvekilliği çıkarmasıdır. Parlâmento sandalyelerinin nisbi temsile göre dağıtımında kural olarak başvurulan ilk işlem, seçim sayısının veya seçim kotasının bulunmasıdır. Bu rakam, bir seçim çevresinde kullanılan geçerli oylar toplamının, o seçim çevresinin çıkaracağı milletvekili sayısına bölünmesi suretiyle elde edilir. Meselâ bir seçim çevresinde kullanılan geçerli oylar toplamı 75.000. O çevrenin çıkaracağı milletvekili sayısı da 5 ise, söz konusu seçim çevresi için seçim kotası 15.000'dir. Bu sayı bulunduktan sonra yapılacak işlem, partilerin aldıkları oylar içinde seçim kotasının kaç defa bulunduğunun araştırılmasıdır. Meselâ 45.000 oy almış bir parti, böylece 3 milletvekilliği, 30.000 oy almış bir parti ise iki milletvekilliği kazanmış olur.

e) Demokratik Devletin Özellikleri

1) Laik Devlet

Laik devlet, din ve devlet işlerini birbirinden ayıran, resmi bir devlet dini bulunmayan ve devlet işlerinin dini temeller üzerine oturtulmadığı devlettir. Laiklik, başta din ve vicdan özgürlüğü olmak üzere, tüm hak ve özgürlüklerin güvencesi, bağımsızlık, eşitlik ve egemenliğin kaynağıdır. Laik devlet, vatandaşlarının maddi ve dünyevi ihtiyaçlarını savunan ve koruyan, fakat dini ve ruhani alana karışmayan devlettir. Osmanlı devleti teokratik devlet yapısına sahip idi. 1928 yılına kadar o dönemin anayasası olan Teşkilat-ı Esasiye Kanununda "Devletin dini, dini İslam'dır" hükmü yer almakta idi. 9 Nisan 1928 tarihinde bu hüküm kaldırıldı. Ancak laiklik ilkesi 1928'de değil, 1937 yılında Anayasaya girmiştir. Anayasamızın 24. maddesinde "Herkes, vicdan ve dini inanç ve kanaat özgürlüğüne sahiptir. 14. madde hükümlerine aykırı olmamak şartıyla ibadet, dini ayin ve törenler serbesttir. Kimse ibadete, dini ayin ve törenlere katılmaya, dini inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; dini inanç ve kanaatlerinden dolayı kınanamaz ve suçlanamaz" denilmek suretiyle, devletin bu konudaki görevi açık ve seçik olarak belirtilmiş bulunmaktadır.

2) Sosyal Devlet İlkesi

Sosyal devlet, fertlere asgari bir yaşam düzeyi sağlamayı, sosyal adalet ve sosyal güvenliği gerçekleştirmeyi ödev bilen devlettir.

Sosyal devlet ilkesini gerçekleştirecek iki önlem sistemi şöyle özetlenebilir:
— Ulusal gelirin toplum bireyleri arasında adaletli bir biçimde dağılmasını sağlayacak mali, iktisadi önlemleri almak...
— Vatandaşlara, insan haysiyetine yakışır, asgari bir yaşam düzeyi sağlayabilmek için gerekli sosyal yardım önlemlerini almak ve geliştirmek.

Anayasamız, sosyal devlet anlayışının gerçekleştirilmesini sağlamak üzere çeşitli hükümler getirmiştir. Bunlara örnek olarak ailenin korunmasını, topraksız çiftçilerin topraklandırmalarını, çalışanların sosyal ve ekonomik önlemlerle korunmasını ve adaletli bir ücret rejiminin uygulanmasını, herkesin sosyal güvenlik içinde yaşamasını sağlamak üzere gerekli önlemlerin alınması ve örgütün kurulmasını gösterebiliriz. Sosyal devletin yararlandığı yöntemler; kamulaştırma, devletleştirme, özelleştirme, vergi adaleti ve planlamadır.

3) Hukuk Devleti İlkesi

Hukuk devleti, vatandaşlara temel hak ve özgürlükleri tanıyan, yürütme organlarının ve idare makamlarının hukuka bağlılığını sağlamak suretiyle vatandaşlara hukuki güvenlik getiren devlettir. O halde hukuk devleti terimi, yönetilenlere hukuk güveni sağlayan devlet düzeni anlamına gelmektedir.

Hukuk devleti ilkesinin gereği olarak aşağıdaki hususların gerçekleştirilmesi gereklidir:

—Temel haklar ve özgürlükler güven altında bulunmalıdır. Anayasamız, temel hak ve özgürlüklerin Anayasada belirtilen sebeplerle ve ancak Anayasanın özüne ve ruhuna uygun olarak kanunla sınırlanabileceğini öngörmüştür.
—Kanunların ve kanun hükmünde kararnamelerin Anayasaya uygunluğu sağlanmalıdır. Anayasamız bu uygunluğun sağlanması görev ve yetkisini bir yüksek mahkeme olan Anayasa Mahkemesine vermiştir. Gerçekten, Anayasa Mahkemesi kanunların, kanun hükmünde kararnamelerin ve Türkiye Büyük Millet Meclisi içtüzüğünün Anayasaya uygunluğunu denetleyen, aykırı bulduklarını iptal ederek yürürlükten kaldıran bir yargı organıdır.
—İdarenin hukuka bağlılığı sağlanmalıdır. Anayasamız, idarenin yürütme yetkisinin Anayasaya ve kanunlara uygun olarak kullanılmasını emreder ve idarenin her türlü eylem ve işlemine karşı yargı yolunu açık tutmak suretiyle, haksızlığa uğrayan kişilere hukuki güvence getirir.

Yorum ekle

Güvenlik kodu
Yenile

YUKARI